(Çok Yüksek Ses, Gürültü) “Sâhha” geldiği zaman, O gün Kişi kaçar kendi kardeşinden, anasından, babasından, eşinden, oğullarından! O gün onlardan her birisi için başından aşkın işi vardır. Yüzler vardır o gün açık ve pâk! Güleç ve sevinçli! Yüzler de vardır, o gün, üzeri toz bulanık! Onu bir kara(msar)lık bürümüştür. İşte onlar Fâcirlik Kâfirlik’tir. (80. ABESE:33-42)
 
 
»   Yazı Sayısı 49
»   Yazıların Okunma Sayısı 73204
»   Online Kişi Sayısı 1
»   Bugünkü Ziyaretçi Sayısı 48
»   Çoğul Tıklama 166303
 
Makaleleri ve sitemizdeki gelişmeleri anında mail adresinizde görmek istiyorsanız mailliste kayıt olun.
» Ad ve Soyad :
» E-mail Adresi :
 
Başlıkta Ara Açıklamada Ara    Gelişmiş Arama
 ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR
Yayınlanmış Güncel Makaleler | 26.09.2009 | | Okunma Sayısı : 7609 | Yorum : 0

|

ADALET MÜLKÜN TEMELİDİRÜç kelimeden oluşan bu güzel söz, eskimeyen bazı gerçekleri ifade etmektedir.Adalet kavramı, hak, hukuk ve dengeyi içermektedir.

Sosyal, siyasal ve ekonomik dengelerin kurulmasını da kapsayan adalet’in sağlanması için, kişi ve toplumun hak ve özgürlüklerinin sağlanması, bir ön koşuldur.Kişilerin temel hak ve özgürlüklerini yok sayacak bir düzlemde, adaletin de sağlanması mümkün olmadığı gibi, yaptık oldu gitti denmesi durumunda bunun sürdürülmesi de imkansızdır. Çünkü, adaletin olmadığı yerde zulüm(haksızlık) vardır. Hiçbir yerde ve zamanda Zulmün iflah olduğu görülmemiştir. İnsanlığın ortak deneyimi bunu gösterdiği gibi, kutsal öğretiler de sürekli bunu hatırlatmaktadır.Zalimler asla iflah olmazlar, kurtuluşa eremezler, sürekli olamazlar, mevcut durumlarını asla uzun süre devam ettiremezler.İflah olmayan zulmün adresi, sadece birileri değildir.Özelliği ve niteliği nasıl olursa olsun, sosyal ve siyasal statüsü ne olursa olsun, kim zulmederse onun için bu tabii yasa geçerli olmaktadır.

“Haksızlar asla kurtuluşa eremezler” sözünü, kültürümüzün derinliğinde yer etmiş olan şu güzel özlü söz de ayrıca güçlendirmektedir. “Zulüm ile âbâd olunmaz”Adalet mülkün temelidir özdeyişini, çoğu kişi bilmeden kullanmaktadır. Adalete ve mülke farklı anlamlar vererek veya bunları yanlış anlayarak kullanmaktadır.

Adalet’i sadece yargıyla sınırlı sayanlar olduğu gibi, mülkü ise arsa, arazi, daire, dükkan ve fabrika şeklinde anlayanlar da maalesef vardır.Adalet mülkün temelidir denince, fabrikanın temeline adaletin nasıl yerleştirileceğine şaşıranlara bile rastlanabilmektedir.Oysa bu özdeyişde mülk kavramı, devlet yönetimini ve her türlü yönetimi ifade etmekte; devlet yönetiminin sürdürülmesi ve devletin bekâsı için, adaletin iyi işlemesinin zorunlu olduğunu vurgulamaktadır.Daha da genelleştirilirse, ekonomi yönetiminde, toplum yönetiminde, aile yönetiminde, işletme yönetiminde ve her türlü kurum ve kuruluşların yönetiminde gerekli olan adalet, bu yönetim alanlarında dengenin vazgeçilmez bir koşul olduğunu anlatmaktadır.

Deli ve dengesiz krallar ve hükümdarlar nasıl ki toplum yönetiminde iyi örnekler oluşturmuyorsa, dengesini bulamamış, bulmuşsa da dengesini sık sık yitiren yöneticiler de yöneticilik yapamazlar, yöneticilikleri uzun süreli ve kalıcı olamaz. Adaletten ayrılan eğer bir devlet ise baki kalamaz.Bir yönetici ise orada uzun süre duramaz.  

Eğer bu kurum bir işletme ise, kısa zamanda iflas ederek piyasadan silinir.

Piyasada bir işletmenin kalabilmesi ve bir kurumun başarılı olabilmesi için onun yönetiminin mutlaka adalete dayanması, yöneticilerinin dengeli olması tabii yasadır, zorunlu bir kuraldır. Çünkü, adalet(denge), mülkün(yönetimin) temelidir.

Devlet yönetiminde adalet(denge) olmazsa, ne olur?

Ekonomi alanında enflasyon olur ve paranın alım gücü düşer;  çünkü enflasyon, ekonomideki toplam arz ile toplam talep arasındaki dengesizlikten kaynaklanır.

Toplum hayatında denge olmazsa sosyal bunalım ve anarşi artar, çünkü toplumsal kesimler arasındaki dengeler bozulmuş olur.

Birey için de denge gereklidir.Dengesi olmayan bireyde ise, ya aşağılık, ya da yükseklik kompleksi ortaya çıkar.Siyasette bunalımlar ve krizler olur. Siyasal dengeler gözetilmediği için siyasal istikrar bozulur.

Tabiatta bile denge olmazsa, çevre kirliliği ortaya çıkar. Çünkü çevre kirliliği, doğal dengeyi bozmaktadır.

Yer ve gök arasında denge(adalet) vardır. Dengeyi aşarak veya dengeyi eksilterek bozmamak gerekir.Çünkü Evren içinde Güneş Sistemi; onun içinde Dünya; onun içinde toplum hayatı; onun da içinde birey hayatı hep bir denge üzerine kurulmuştur.Birey hayatında sinir sistemi, dolaşım sistemi, sindirim sistemi gibi unsurlarda da denge gereklidir. Denge bozulduğunda çeşitli sağlık sorunları ortaya çıkar.

Sonuç olarak sözün özü şudur ki, ekonomide, toplumda, birey psikolojisinde, siyasette, ticarette, hukukta, sanayide, tabiatta ve hayatın her alanında adalet(denge) gereklidir, hattâ  zorunludur.Çünkü “Adalet(Denge) Mülkün Temelidir”. Mülk kavramının kapsamına yerin ve göklerin mülkü de girmektedir.  
 ( 5 Ocak 2007 - ANKARA)
.
.
.
Prof. Dr. Mahmut ÖZDEMİR
www.mahmutozdemir.com
e mail: mahmudoz@hotmail.com
 

 




1 2 3 4 5
Yazıyı puanlayın    
   

Yazıya Ait Yorumlar

Yorum bulunmamaktadır.

Prof.Dr. Mahmut ÖZDEMİR'e ait kişisel bir sitedir.

2009 © hoca@mahmutozdemir.com